Gözden kaçırmayın

T625 GÖKBEY Emniyet Teşkilatının Hizmetinde: İlk Teslimat GerçekleştirildiT625 GÖKBEY Emniyet Teşkilatının Hizmetinde: İlk Teslimat Gerçekleştirildi

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, mart ayı olağan meclis toplantısında Türkiye ekonomisine dair değerlendirmelerde bulundu. Baran, küresel gelişmelerin ve tedarik zincirlerindeki dönüşümlerin Türkiye’yi kritik bir merkez haline getirdiğini ifade etti.

Enerji Krizi ve Küresel Dalgalanmalar

“Petrol fiyatlarının yükselmesi; üretimden lojistiğe, gıdadan sanayiye kadar tüm maliyetleri artırıyor. Benzin ve motorin fiyatlarındaki artış; taşımacılığı, tarım üretimini ve tüketici fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki olası kesintiler, deniz taşımacılığı ve sigortacılık maliyetlerini yükselterek küresel ticaret psikolojisini de şekillendiriyor.”

Baran, hükümetin eşel mobil sistemi ve ÖTV tamponuyla, fiyat artışlarının doğrudan tüketiciye yansımamasını sağladığını belirtti:

“ÖTV tamponu kullanılmasaydı bugün belki de benzin ve motorin fiyatları litre başına 100 TL’yi geçebilirdi.”

Türkiye Alternatif Tedarik Merkezi Konumunda

Baran, Türkiye’nin stratejik coğrafi konumu ve güçlü diplomasi geleneğinin, ülkeyi küresel belirsizlikler karşısında avantajlı hâle getirdiğini ifade etti. Savunma sanayiindeki başarının da bu süreçte önemini artırdığına dikkat çekti:

“Türkiye, komşuda yanan ateşin ülkemize sıçramamasını sağlayacak denge politikası yürüttü. Ekonomiyi dengede tutmaya çalıştı. Savunma sanayi gücümüz ve diplomasi geleneğimiz, bulunduğumuz coğrafyada barış ve istikrar adası olduğumuzu bir kez daha gösterdi.”

Baran, küresel şirketlerin üretim ve lojistik ağlarını çeşitlendirdiğini, Türkiye’nin bu süreçte ön plana çıktığını vurguladı:

“Küresel şirketler, üretim ve lojistik ağlarını çeşitlendirmek isterken, Türkiye’yi daha fazla gündemlerine alıyor. Üretimde katma değerli sektörlere yönelmek, ihracatı çeşitlendirmek ve teknoloji odaklı büyümeyi desteklemek, küresel belirsizlikler karşısında en güçlü sigortamız olacaktır.”

Avrupa’da “Made in EU” Statüsü ile Rekabet Gücü

Baran, Avrupa Birliği’nin Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında Türkiye’nin de dahil olduğu “Made in EU” stratejisinin önemine işaret etti:

“Normal şartlarda ‘Made in EU’ sadece AB üye ülkelerini kapsayacak şekilde planlanmıştı. Ancak Türkiye’nin Avrupa değer zincirindeki rolü ve Ticaret Bakanlığımızın yürüttüğü yoğun diplomasi, Türk ürünlerinin Avrupa’daki dev kamu ihalelerinden dışlanmamasını sağladı. Otomotiv ve çelik sektörlerinde Türk malı ürünler Avrupa’da ‘yerli’ muamelesi görecek. Bu gelişme, yatırım çekme potansiyelimizi de artıracak.”

Baran, Türkiye’nin üretim altyapısı ve özel sektör kapasitesiyle, küresel dalgalanmalara karşı ekonomisini güçlü şekilde dengelediğini vurguladı.